Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
Shop deviantART for the
holidays and save BIG!
Click here! :holly:
[x]

deviantART

 

Devious Journal Entry

Mon Jan 5, 2009, 10:03 AM
Aşkın, kimse birbirine hakikaten dokunmuyor diye emniyetli zannedilen büyük şehir kalabalığında ‘yalnızlıktan sağ çıkmanın’ tek yolu olduğunu biliyorum artık. Bu yüzden aşkta zafer kazandığımızda, kendimizi ölümsüz hissediyoruz. Bu yüzden yenilgilerimiz küçük kıyametlerimiz haline geliyor. Aşık olup ölüyor, sonra yeniden aşık olup diriliyoruz. O anlardan öncesi belirsiz, sonrası zaten yok. Ve tam da bu yüzden, nüfuz edilemez yalnızlığımızla savaşırken ruhumuzu üzmenin yollarını arıyoruz. Yasakları sevişerek ihlal ediyor, başka türlü kabul edilemeyeceğimiz kuytu hayat köşelerini aşık olarak keşfediyoruz. Haz almak için, kendini bize vermeyene dokunmaya çalışıyoruz. Kilitli odaların anahtar deliklerinden süzülüyor, yersiz yurtsuzluğumuzu yok saymak için kendimize iki kişilik evrenler yaratıyoruz. Fethetmenin, hüküm sürmenin tek yolu O’nu kendimize aşık etmek; savaşçı ruhumuzun elinden gelen bu kadar. Direnen ruhumuzsa, başkalarının tanıklık etmeyeceği hatta umursamayacağı gözyaşları dökerek ayakta kalabiliyor. Yaşıyor olduklarını hissetmek için kollarına küçük kesikler atan insanlar gibiyiz: Acı çekiyorum, o halde varım. Biliyorum, bu acı sürmeyecek sonsuza dek, yaralarım eninde sonunda iyileşecek. Öldüğümde küçük bir kesikle yeniden dirilebilirim.

  • Mood: Affection

Devious Journal Entry

Sat Nov 15, 2008, 10:25 AM
dısta güzel görünen bi meyve gibisin ısırınca herşey bozuluyo önce agzına tatlı bi tat geliyor.bu hoşuna gidiyo insanın.sonra git gide acılaşıyo sonra yakmaya baslıyo agzını ısırdıgın lokmayı zorla da olsa yutmak zorunda kalıyosun ve sonra uzun bir süre sindirmek için çabalıyosun..

  • Mood: Affection

nazz lilienmeer

Mon Oct 13, 2008, 10:44 AM
ve simdi oturmus sesinin kulaklarımda çınlamasını ellerimin bedenini arıyor oluşunu özlüyorum. bağlanmaktan bu kadar korkup hiçbirşeye ihtiyaç duymayacağımı söylediğim günler geliyor aklıma, şimdi sana su gibi ihtiyaç duyarken, yokluğun ruhumu bedenimden çıkardığında zavallı halime bakı;p acıyorum. aptallık mıydı yaptığım, mecburiyet mi? mecburiyetler mi aptallığı getirirdi yoksa mecburiyetler sadece düzenin kuralları içinde mi bizi yakalardı? peki neden kaçamamıştık biz tüm yabancı gözlerden? neden sergilenen bir şov oyuncağına dönüştük, neden biz iki kişi kalmadık... belki de milyonlarca kez senden nefret ettiğimi söyledim. sana olan nefretim gözümü kararttığında günlerce yüzüne bakmadım, seni önemsemedim ve hergün görmemezlikten geldim. ağlıyordun, sesin buruklaştı önce. sonra tenin tozlandı her unutulmuş gibi sende hayallerimin arasında terkedildin. oysa ki bana aşıktın, ben mi yanlış anlamıştım?

sıcak yaz günlerinde beraber yemeksiz susuz sadece birbirmizin olduğumuz saatleri hatırlıyorum şimdi. sadece sen ve ben, güneşin tepeden aşağıya gidişini izlerken bir odaya tıkılı;p kalmış dışarıdan gelen çocuk seslerine eşlik ediyorduk. sana olan aşkım beni yormaya başladığında başkalarının eli teninde gezerdi ve ben kıskanırdım. sana dokunanlar benim kadar dokunaklımıydı acaba? sana dokunanlar benim senin olabildiğim gibi senin olabilirlermiydi? bütün benliğimi sana adasam böyle devam edecekmiydik...

şimdi ise sonbaharda iki solmuş yaprak gibiyiz yokluğunun yüzüme vurduğu soğuk rüzgarları yutuyor bademciklerim. kulaklarımı dolduran uğultu sessizliğini özletiyor bana. yanımdasın ve sana dokunamıyorum. tenin kirpiklerimi ıslatıyor, sesini özlüyorum. neredesin, gözlerimi kapattığımda söylediğin parçalarla uyanıyorum. neredesin, mecburiyet dediğim bu ayrılık bizi koparırken direnmeye güç bulamıyorum.

kalbime binlerce nota dizdim şimdi parmaklarım seni ararken. seni okumak seninle dans etmek, seni sahiplenmek için gittiğim ıssız odalarda hüznü buluyorum. anahtarlarım açmıyor kapıları. kitlendim sende ve kitlendiğim yerde seni bulamıyorum.

al uçur aklımı, düşünmek istemiyorum. al uçur ruhumu, sadece seninle canlansın. al uçur bedenimi müziğinle, sadece sana koşsun.
al uçur beni, severek ayrılıyorum.


sevgilim, çocuğum ve ruhumsun. seni çok özledim piyanom. seni çok seviyorum :/

  • Mood: Affection

Devious Journal Entry

Mon Sep 29, 2008, 4:27 AM
zordu geçen günler.hep geçicekti.hep daha iyi olucaktı.. inanmazdım ben. olamazdı bilirdim hep. ne için uğraştırdın bni? neye inandırdın ? umut etmek.. bi hiç için.. hani güzel günlere ne oldu ? yükseklere çıkarı;p bi anda bırakmak kime yakışırdı.. daha hızlı çarptım bu kez..teşekkür ederim.

  • Mood: Fear

Devious Journal Entry

Mon Sep 29, 2008, 4:26 AM
» bazı insanlar neden daha çok üşür
aynı odada bulunan insanlardan bazıları odayı daha soğuk bulur... işte ilginç nedeni.

toronto üniversitesinde görevli psikologların yaptığı iki araştırma, kendilerini dışlanmış hisseden kişilerin, bir odayı, herhangi bir dışlanma hissi olmayanlara kıyasla daha soğuk bulduğunu gösterdi.

söz konusu araştırmalar çerçevesinde 65 öğrenci iki gruba ayrıldı. ilk gruba sosyal açıdan dışlanmaları veya kendilerini yalnız hissetmeleri, diğer gruba ise sosyal ortamda kabul görmeleriyle ilgili deneyimleri anımsatıldı.

daha sonra her iki gruptaki öğrencilere, deneyimlerini yaşadıkları odanın sıcaklığı soruldu. odanın sıcaklığına 12 ila 40 derece arasında yanıtlar veren deneklerden düşük ısı rakamını verenlerin kendilerini dışlanmış hissedenler olduğu görüldü.

ikinci araştırma çerçevesinde 52 öğrenciden, bilgisayarda bir top oyunu oynamaları istendi. oyunda öğrencilerden bazılarına birçok kez top atılırken, bazıları devre dışı bırakıldı. daha sonra katılımcılardan, sıcak kahve, kraker, soğuk içecek, bir elma ya da sıcak çorbadan hangisini en çok istedikleri soruldu. oyunda devre dışı bırakılan katılımcıların sıcak çorba ya da kahveyi diğerlerine oranla daha fazla tercih ettikleri gözlendi.

araştırmacılar, bu kişilerin sıcak içecek ve yiyeceklere yönelmesini, dışlanma nedeniyle doğan üşüme hissinin sonucu olarak yorumladı.

psychological science dergisinde yayımlanan araştırmanın yazarı doktor chen-bo zhong, "sosyal dışlanmışlık deneyiminin tam anlamıyla üşüttüğünü keşfettik" dedi.

  • Mood: Fear

Journal History

Site Map